Mevcut Kamu Çerçeve Protokolü sona ermek üzere ama 2027 KÇP için pazarlık masası hâlâ kurulmadı
2025-2026 Kamu Çerçeve Protokolü kapsamında son döneme girilirken yüz binlerce kamu işçisinin gözü 2027 yılı toplu iş sözleşmesi görüşmelerine çevrildi. Mevcut sözleşme döneminin sona ermesine sayılı günler kalmasına rağmen yeni dönem ücret pazarlıklarının henüz başlamamış olması, 2025 yılında yaşanan gecikmelerin yeniden yaşanabileceği endişesini gündeme taşıyor. Üstelik mesele yalnızca ücret artışlarından ibaret değil. Kadro bekleyen taşeron işçiler, tayin ve özlük haklarında düzenleme bekleyen 696 KHK’lı çalışanlar ve kurumlarındaki çalışma koşullarının iyileştirilmesini isteyen kamu işçileri, yeni dönemde somut adımlar atılmasını bekliyor.
2025’te Aylarca Bekleyen Kamu İşçileri, 2027’de Aynı Süreci Yaşamak İstemiyor
Kamu işçilerinin 2025-2026 dönemine ilişkin toplu pazarlık süreci, uzun süren görüşmelerin ardından 2 Ağustos 2025 tarihinde Kamu Çerçeve Protokolü’nün imzalanmasıyla sonuçlanmıştı.
2025 yılında işçi tarafının taleplerinin gündeme gelmesinden protokolün imzalanmasına kadar yaklaşık beş aylık bir süreç yaşanmış, özellikle ücret tekliflerinin gecikmesi kamu işçilerinin tepkisine neden olmuştu.
Bugün ise benzer bir tartışma 2027 yılı için gündemde.
19 Ekim 2026 itibarıyla, 31 Aralık 2026’da sona erecek toplu iş sözleşmelerinin bitimine yalnızca 73 gün kalmış durumda. Buna rağmen yeni dönem Kamu Çerçeve Protokolü için resmî ücret pazarlığının başladığına ilişkin doğrulanmış bir takvim henüz ortaya konulmuş değil.
Kamu işçileri açısından temel soru şu: 2027 yılına girilirken ücretler ve sosyal haklar zamanında mı belirlenecek, yoksa işçiler bir kez daha aylarca toplu sözleşme ve geriye dönük ücret farkı beklemek zorunda mı kalacak?
Mevcut Kamu Çerçeve Protokolünde Hangi Haklar Düzenlendi?
2 Ağustos 2025 tarihinde imzalanan ve HAK-İŞ kapsamındaki işyerlerine ilişkin esasları belirleyen Kamu Çerçeve Protokolü, yalnızca ücret artışlarını değil, sosyal ödemeleri, ikramiyeleri ve çeşitli özlük haklarına yönelik düzenleme hedeflerini de içeriyor.
Protokolde yer alan başlıca hükümler şöyle:
1. Taban Ücret ve Seyyanen Zam
Toplu iş sözleşmelerinin yürürlük başlangıç tarihinde aylık brüt çıplak ücreti 42.000 TL’nin altında olan işçilerin ücretleri bu seviyeye yükseltildi. Brüt 42.000 TL ve üzerinde ücret alan işçilere ise aylık 1.200 TL seyyanen artış yapıldı.
2. Ücret Zamları
Birinci yılın ilk altı ayında yüzde 24, ikinci altı ayında 1.500 TL seyyanen artışın ardından yüzde 11, ikinci yılın ilk altı ayında yüzde 10 ve son altı ayında yüzde 6 oranında ücret artışı kararlaştırıldı.
Ayrıca belirlenen dönemlerde enflasyon oranlarının sözleşmedeki zam oranlarını aşması hâlinde farkların ücretlere yansıtılmasına yönelik hükümler düzenlendi.
3. İkramiye Düzenlemesi
İlave tediye dışında yıllık ikramiye gün sayısı 60 günden az olan işyerlerinde, protokolde belirtilen koşullarla ikramiye gün sayısının artırılması kararlaştırıldı.
4. Maktu Ödemeler
Yemek, yol, giyim, doğum, ölüm, evlenme, sosyal yardım ve maktu olarak belirlenen diğer ödeme kalemlerinin ücret zamları oranında artırılması düzenlendi.
5. Yetki Uyuşmazlığı Devam Eden İşyerleri
Yetki uyuşmazlığı bulunan işyerlerinde protokolde belirlenen ücret zamları ve sosyal yardımların avans niteliğinde uygulanması öngörüldü.
6. İşyeri ve İşletmeye Özgü Sorunlar
Kurumlara ve işyerlerine özgü sorunların toplu iş sözleşmesinin tarafları arasında görüşülerek çözüme kavuşturulacağı belirtildi.
7. Taşeron İşçilerin Kadroya Geçirilmesi
696 sayılı KHK kapsamı dışında bırakılan taşeron işçilerin kamu kurum ve kuruluşlarında istihdam edilmesine yönelik yasal düzenleme çalışmalarına devam edileceği hüküm altına alındı.
8. 696 KHK ile Kadroya Geçen İşçilerin Özlük Hakları
Hastalık, engellilik, sağlık ve eş durumu gibi gerekçelerle geçici görevlendirmelere ilişkin yasal düzenleme çalışmalarının sürdürüleceği belirtildi.
9. Belediye ve İl Özel İdare Şirketlerinde İlave Tediye
Belediye ve il özel idare şirketlerinde çalışan işçilere 6772 sayılı Kanun kapsamında ilave tediye ödenebilmesine yönelik yasal düzenleme çalışmalarının devam edeceği kararlaştırıldı.
10. Diğer Hususlar
Belirli yürürlük tarihlerine sahip toplu iş sözleşmelerine ilişkin enflasyon farkları, bazı kurumlarda yüzde 7, diğer kurumlarda yüzde 3 ilave prim ve düşük kalan ücretlerin düzenlenmesine yönelik hükümler getirildi.
11. Toplu İş Sözleşmesi Farklarının Ödenmesi
Toplu iş sözleşmelerinin yürürlük başlangıcı ile imza tarihi arasında oluşan ücret ve diğer ödeme farklarının kurumların bütçe imkânları dikkate alınarak geciktirilmeden ödenmesi düzenlendi.
2027 KÇP Beklenirken Kurum Toplu Sözleşmeleri Neden Görüşülmüyor?
Kamu işçilerinin yeni dönem toplu iş sözleşmelerinde yalnızca Kamu Çerçeve Protokolü’ne bağlı ücret artışları bulunmuyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve diğer kamu kurumlarında çalışan işçilerin kurum veya işletme düzeyindeki toplu iş sözleşmelerinde çalışma saatleri, vardiya düzenleri, gece çalışma ücretleri, meslek primleri, sorumluluk tazminatları, izinler, görev tanımları, sosyal yardımlar ve disiplin hükümleri gibi çok sayıda düzenleme yer alıyor.
Bunların önemli bir bölümü, Kamu Çerçeve Protokolü’nde belirlenecek genel ücret artışlarından bağımsız olarak müzakere edilebilecek nitelikte.
Bu nedenle yetkili sendikaların, Kamu Çerçeve Protokolü’nün imzalanmasını beklemeden kurum düzeyindeki toplu iş sözleşmesi taleplerini işveren tarafıyla görüşmeye başlaması, işçilerin lehine önemli bir adım olabilir.
Ücret zamlarının KÇP sonrasında kesinleştirilmesi, diğer sözleşme maddelerinin ise bugünden müzakere edilmesi mümkündür.
Böyle bir yöntemle vardiya, görev tanımı, iş güvenliği, sosyal haklar ve özlük hakları konusundaki uyuşmazlıklar önceden belirlenebilir. Kamu Çerçeve Protokolü sonuçlandığında ise ücret ve mali hükümler tamamlanarak kurum sözleşmelerinin imza süreci hızlandırılabilir.
Kurum sözleşmelerinin nihai olarak imzalanması için KÇP’nin beklenmesi hukuken her durumda zorunlu değildir. Ancak kamu toplu pazarlık uygulamasında genel ücret çerçevesinin beklenmesi, sözleşmelerin sonuçlanmasını fiilen geciktirebilmektedir.
Kanun 120 Gün Önceden Yetki Başvurusuna İzin Veriyor: Peki Bu Süre Neden Kullanılmadı?
6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 35’inci maddesinin dördüncü fıkrası, toplu iş sözleşmesinin sona ermesinden önceki 120 gün içerisinde yeni sözleşme için yetki başvurusunda bulunulmasına imkân tanıyor.
Bu hükme göre 31 Aralık 2026 tarihinde sona erecek bir toplu iş sözleşmesi için 2 Eylül 2026 tarihinden itibaren yetki başvurusunda bulunulabilmesi mümkündü.
Dolayısıyla 19 Ekim 2026 itibarıyla bu yasal imkânın kullanılmaya başlanabileceği tarihin üzerinden 47 gün geçmiş durumda.
Ancak burada önemli bir hukuki ayrım bulunuyor: Kanundaki 120 günlük süre, doğrudan Kamu Çerçeve Protokolü görüşmelerinin başlama tarihini değil, işyeri veya işletme toplu iş sözleşmeleri için yetki başvurusunda bulunulabilecek dönemi düzenliyor.
Yetki tespiti ve yetki belgesi süreçlerinin tamamlanmasının ardından toplu görüşme çağrısı yapılabiliyor.
Kanunun 46 ve 47’nci maddeleri uyarınca yetki belgesinin alınmasından itibaren 15 gün içinde görüşme çağrısı yapılması, ardından tarafların toplantı takvimini belirlemesi gerekiyor. Toplu görüşme süresi ise ilk toplantıdan itibaren 60 gün olarak düzenleniyor.
Bu hükümler, yeni sözleşme dönemi başlamadan önce müzakerelerin yürütülmesi için hukuki bir yol bulunduğunu açıkça gösteriyor.
Asıl sorgulanması gereken, kanunun tanıdığı bu hazırlık ve müzakere imkânının neden daha etkin kullanılmadığıdır.
Yetkili sendikaların hangi tarihlerde başvuruda bulunduğu, yetki belgelerinin alınıp alınmadığı, işveren tarafına görüşme çağrısı yapılıp yapılmadığı ve kurum bazındaki görüşmelerin hangi aşamada olduğu kamu işçilerine açıklanmalıdır.
KÇP Görüşmelerinin Öne Çekilmesi Talebi Bakan Işıkhan’a İletildi
2027 Kamu Çerçeve Protokolü görüşmelerinin erkene alınması yönündeki talepler sendikal düzeyde de gündeme getirilmeye başlandı.
Kamuiscileri.org tarafından daha önce yayımlanan haberde, HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Sağlık-İş Sendikası Genel Başkanı Devlet Sert’in görüşmelerin öne çekilmesi yönündeki çağrısına yer verilmişti.
15 Ekim 2026 tarihinde ise bu talebin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a iletildiği kamuoyuna yansıdı.
Söz konusu gelişme, işçi tarafının görüşmelerin erkene alınması yönündeki beklentisinin Bakanlık düzeyinde dile getirilmesi bakımından önemli.
Ancak talebin iletilmiş olması, pazarlık masasının kurulduğu veya görüşme takviminin kesinleştiği anlamına gelmiyor.
Kamu işçileri artık yalnızca görüşmelerin erkene alınacağı yönündeki açıklamaları değil, tarafların hangi tarihte masaya oturacağını gösteren somut bir müzakere takvimini bekliyor.
Taşeron İşçilerin Kadro Meselesi: 2027 KÇP’de Yine Aynı Madde mi Yazılacak?
2025-2026 Kamu Çerçeve Protokolü’nün en dikkat çekici hükümlerinden biri, 696 sayılı KHK kapsamı dışında bırakılan taşeron işçilerin daimi kadroya geçirilmesine ilişkin yedinci maddeydi.
Bu maddede şu hükme yer verildi:
“696 sayılı KHK kapsamı dışında bırakılan alt işveren işçilerinin (taşeron) Kamu Kurum ve Kuruluşlarında istihdam edilmesi ile ilgili yasal düzenleme çalışmalarına devam edilecektir.”
Ancak bu hüküm, doğrudan kadroya geçiş sağlayan bir düzenleme niteliği taşımıyor. İlgili işçilerin kadroya alınabilmesi için ayrıca yasal düzenleme yapılması gerekiyor.
2027 yılına yaklaşılırken bu noktada önemli bir soru gündeme geliyor:
2027 Kamu Çerçeve Protokolü’ne de taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi için çalışmaların sürdürüleceği yönünde bir madde mi eklenecek, yoksa artık somut bir kanuni düzenlemeyle kadroya geçiş sağlanacak mı?
İşçilerin beklentisi, aynı taahhütlerin her sözleşme döneminde yeniden yazılması değil, önceki protokollerde yer verilen hedeflerin hayata geçirilmesi.
Bu nedenle 2027 görüşmelerinde taşeron işçilerin kadro meselesinin yalnızca genel bir temenni olarak değil, kapsamı, takvimi ve yasal düzenleme yöntemi belirlenmiş somut bir gündem maddesi olarak ele alınması gerekiyor.
Kadro bekleyen işçiler açısından artık yeni bir çalışma açıklamasından çok, çalışmaların ne zaman sonuçlandırılacağı önem taşıyor.
696 KHK’lı İşçilerin Tayin ve Özlük Hakları Ne Olacak?
Mevcut protokolün sekizinci maddesi, 696 sayılı KHK ile kadroya geçen işçilerin özlük haklarına ayrılmış durumda.
Maddede hastalık, engellilik, sağlık ve eş durumu hâllerinde geçici görevlendirmelere ilişkin yasal düzenleme çalışmalarına devam edileceği belirtiliyor.
Bu düzenleme de doğrudan uygulanabilir bir tayin veya yer değiştirme hakkı tanımaktan ziyade, ileride yapılması öngörülen yasal çalışmaları ifade ediyor.
Özellikle aile birliği, sağlık mazereti ve iller arası yer değişikliği konularında sorun yaşayan kamu işçileri bakımından 2027 yılı yeni bir beklenti dönemine dönüşmüş durumda.
Yeni protokolde bu konuların tekrar yer alması tek başına yeterli olmayabilir. Yapılan çalışmaların hangi aşamada olduğu, düzenlemenin hangi işçileri kapsayacağı ve uygulamanın ne zaman başlayacağı da açıklığa kavuşturulmalı. Bu madde Kçp masasında konuşulurken Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gereği olarak tayin ve yer değiştirmenin de önü açılıp yasal düzenleme (veya KHK) tamamlanıp sürecin hızlanması gerekiyor.
Benzer şekilde mevcut protokolün dokuzuncu maddesinde yer alan belediye ve il özel idare şirketi işçilerine ilave tediye ödenmesi meselesi de yasal düzenleme (veya KHK) gerektiren başlıklar arasında bulunuyor.
2027 KÇP’de Yalnızca Zam Oranları Değil, İşçilerin Gerçek Sorunları Görüşülmeli
Kamu işçilerinin talepleri, altı aylık zam oranlarından çok daha geniş bir alanı kapsıyor.
Kurumlar arasında farklılaşan ücretler, aynı işi yapan personelin farklı statülerde istihdam edilmesi, çalışma süreleri, vardiya uygulamaları, gece çalışma ücretleri, sosyal yardımlar, meslek primleri ve sendikal haklar yeni dönemin temel tartışma başlıkları arasında yer almalı.
Özellikle aynı kamu kurumunda benzer görevleri yerine getiren 4/A memur, 4/B sözleşmeli personel ve 4/D sürekli işçilerin çalışma süreleri ile mali ve sosyal hakları arasındaki farklılıklar, çalışma barışı açısından değerlendirilmesi gereken sorunlar arasında bulunuyor.
2027 Kamu Çerçeve Protokolü görüşmelerinde taban ücret, seyyanen zam, enflasyon farkı, vergi yükünün ücretlere etkisi, ikramiyeler ve sosyal ödemeler ele alınırken, işçilerin günlük çalışma hayatını doğrudan etkileyen düzenlemelerin de ihmal edilmemesi gerekiyor.
Aksi hâlde ücret artışları belirlenmiş olsa bile çalışma koşulları ve özlük hakları bakımından mevcut sorunların önemli bir bölümü devam edebilir.
2027 KÇP’de İşçileri Neler Bekliyor?
2025-2026 protokolü incelendiğinde, 2027 görüşmelerinde yeniden gündeme gelmesi beklenen başlıklar belirginleşiyor.
Bunların başında taban ücretin güncellenmesi, seyyanen artış, altı aylık ücret zamları ve enflasyon karşısında ücretlerin korunması geliyor.
İkinci önemli başlık, ücret artışlarının sosyal yardım ve maktu ödemelere nasıl yansıtılacağı olacak. Yemek, yol, giyim, hizmet zammı ve çeşitli primlerin ücret artışları karşısında geride kalmaması işçilerin gelirleri açısından önem taşıyor.
Üçüncü başlık ise önceki protokolde yer almasına rağmen yasal düzenleme gerektiren konuların akıbeti.
Taşeron işçilerin kadroya alınması, 696 KHK’lı işçilerin özlük hakları ve belediye şirketlerinde ilave tediye gibi meselelerde yeni bir çalışma taahhüdü mü verileceği, yoksa somut uygulama takvimi mi açıklanacağı 2027 döneminin önemli göstergelerinden biri olacak.
Sonuç: Kamu İşçileri 2027’de Yine Aylarca Beklemek İstemiyor
2025 yılında yaşanan uzun toplu pazarlık süreci, kamu işçileri açısından önemli bir tecrübe oldu.
İşçi konfederasyonlarının 27 Şubat 2025 tarihinde ortak taleplerini sunmasıyla başlayan süreç, 2 Ağustos 2025 tarihinde protokolün imzalanmasıyla sonuçlandı.
2027 döneminde aynı gecikmelerin yaşanmaması için işçi konfederasyonlarının, yetkili sendikaların ve kamu işverenlerinin görüşme takvimini daha erken belirlemesi önem taşıyor.
Öte yandan Kamu Çerçeve Protokolü’nün beklenmesi, kurum toplu iş sözleşmelerindeki bütün maddelerin görüşülmesini geciktirmek için gerekçe hâline getirilmemeli.
Yetkili sendikalar, gerekli yasal yetki süreçlerini tamamlayarak işyeri ve işletme düzeyindeki sözleşme maddelerini bugünden müzakere edebilir; ücret artışları ve genel mali hükümler ise Kamu Çerçeve Protokolü ile uyumlu şekilde sonuçlandırılabilir.
Böylece kamu işçileri, yeni dönemde hem ücret artışları hem de özlük hakları için aylarca beklemek zorunda kalmayabilir.
2027 Kamu Çerçeve Protokolü açısından artık cevap bekleyen üç temel soru bulunuyor:
- Kamu işçilerinin yeni dönem ücret pazarlıkları hangi tarihte başlayacak?
- Yetkili sendikalar, kurum toplu iş sözleşmelerinin KÇP dışında kalan maddelerini görüşmek için neden şimdiden masaya oturmuyor?
- Önceki protokolde yer alan taşeron işçilerin kadroya alınması ve 696 KHK’lı işçilerin özlük haklarına ilişkin hükümler bu kez somut yasal düzenlemelere dönüşecek mi?
Kamu işçilerinin beklentisi yalnızca yeni bir protokolün imzalanması değil; zamanında başlayan, şeffaf yürütülen ve önceki dönemlerden kalan sorunlara somut çözümler üreten bir toplu pazarlık süreci.
2027 yılına girilirken asıl mesele, kamu işçilerinin ne kadar daha bekleyeceği değil, tarafların bu bekleyişi sona erdirmek için ne zaman harekete geçeceğidir.
kamuiscileri.org sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.