İşçinin Talebi Net: Sendika Aidatları Düşürülsün, Para Üyesi Olduğumuz Sendikaya Gitsin!
Kamu işçileri, yüksek sendika aidatlarının düşürülmesini ve dayanışma aidatının yetkili sendikaya ödenmesini zorunlu kılan sistemin değiştirilmesini istiyor. İşçiler, kendi maaşlarından kesilen aidatlarla sendika yöneticilerine yüksek ücretler, makam araçları ve konforlu imkânlar sağlanırken çalışma hayatındaki sorunlarının çözümsüz bırakılmasına tepki gösteriyor.
İşçi Geçim Derdiyle, Sendikacı Makam ve Maaş Derdiyle mi Uğraşıyor?
Türkiye’de kamu işçilerinin sendikalara yönelik tepkisi giderek büyüyor. Bazı işçilerden yılda 32 bin TL’ye ulaşan sendika aidatı kesilirken, bu paraların işçinin hayatına ne ölçüde katkı sağladığı sorgulanıyor.
İşçi kirasını, faturasını, çocuğunun okul masrafını düşünürken sendika yöneticilerinin yüksek maaşları, makam araçları, telefonları, temsil giderleri ve diğer imkânları tartışma konusu oluyor.
İşçi ay sonunu getiremezken, işçinin aidatıyla yüksek gelir elde eden ve konforlu bir hayat süren sendikacı, işçinin yaşadığı ekonomik sıkıntıyı ne kadar anlayabilir?
İşçiyle aynı ekonomik gerçekliği paylaşmayan, işyerindeki sorunlardan uzaklaşan, işçinin vardiyasını, mobbing baskısını, ödenmeyen fazla mesaisini yaşamayan bir sendika yöneticisi, işçiye sürekli sabır tavsiye ederek ne kadar temsil görevi yerine getirebilir?
Kendi tuzu kuru olan, işçinin sofrasındaki eksilmeyi hissetmeyen sendikacı, işçinin hangi derdine çare olacaktır?
İşçinin Talebi Net: Aidatlar Düşürülsün, Para Üyesi Olduğumuz Sendikaya Gitsin!
İşçilerin en önemli taleplerinden biri de mevcut dayanışma aidatı sisteminin değiştirilmesi.
6356 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesine göre, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikaya üye olmayan işçiler, dayanışma aidatı ödeyerek sözleşmeden yararlanabiliyor. Ancak bu aidat, işçinin kendi tercih ettiği sendikaya değil, toplu iş sözleşmesinin tarafı olan sendikaya ödeniyor.
İşçilerin itirazı tam da bu noktada yoğunlaşıyor.
Bir işçi yetkili sendikadan memnun değilse, başka bir sendikaya üye olmuşsa ve aidatını kendi sendikasına ödüyorsa, toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için neden ayrıca yetkili sendikanın kasasına para aktarmak zorunda bırakılıyor?
Bu sistem, işçilerin değerlendirmesine göre sendikal rekabeti zayıflatıyor ve yetkili sendikaya üyelik dışında da mali avantaj sağlıyor.
İşçiler, kanuni düzenleme yapılarak toplu iş sözleşmesinden yararlanma hakkının, yetkili sendikaya dayanışma aidatı ödeme zorunluluğundan ayrılmasını talep ediyor.
İşçinin istediği açık: Aidatlar makul seviyeye indirilsin. İşçi hangi sendikaya üyeyse aidatı o sendikaya gitsin. Toplu iş sözleşmesinden yararlanmak için başka bir sendikayı finanse etmek zorunda kalmasın!
Sendikaların Kasası Büyürken İşçinin Hakkı Neden Yerinde Sayıyor?
Yüz binlerce üyeye ulaşabilen sendikal yapılarda aidat gelirleri çok büyük tutarlara ulaşabiliyor. Bu kaynakların banka mevduatlarında ve çeşitli yatırım araçlarında değerlendirilmesi de ek gelir imkânı oluşturuyor.
Ancak işçinin sorusu değişmiyor:
Sendikanın kasası büyürken işçinin hakkı neden büyümüyor?
Sendika yöneticilerine ödenen ücretler, makam araçları, konaklama, seyahat ve temsil harcamaları üyeler tarafından açıkça denetlenebilmelidir.
İşçiler, aidatlarının otellere, sosyal tesislere ve gösterişli yatırımlara dönüştürülmesinden önce, haklarının korunmasına harcanmasını bekliyor.
İşçinin Hakkını Savunamayan Sendikanın Yüksek Aidatı Ne İşe Yarıyor?
Kamu kurumlarında çalışan işçiler; ödenmeyen fazla mesailer, keyfi vardiya uygulamaları, istirahat süresi kesintileri, tamamlama nöbetleri, görev tanımı dışındaki çalışmalar, haksız yersiz tutanaklar, hukuksuz disiplin cezaları ve mobbinglerle mücadele ediyor.
Bazı işçiler, kendi sendikalarının imzaladığı toplu iş sözleşmesindeki hakları dahi mahkemeye başvurmadan alamadıklarını ifade ediyor.
Peki sendika bu süreçte ne yapıyor?
İşçiye sabret diyen, işverenle karşı karşıya gelmekten kaçınan, üyesini kurum yöneticilerinin insafına bırakan bir sendikacılık anlayışının işçiye ne faydası var?
Sendikacılık, işçinin aidatını tahsil edip işverenle iyi geçinme sanatı değildir.
Sendikacılık, gerektiğinde işverenin karşısında durabilmek, üyeye yönelik haksız uygulamaları durdurabilmek ve imzalanan toplu iş sözleşmesini uygulatabilmektir.
Sendika İşçinin Aidatına Değil, Güvenine Muhtaç Olmalı!
Bugün kamu işçilerinin sendikal sistemde sorguladığı temel mesele budur:
Yetkili sendikalar, işçilerin güvenini kazanmak için mi mücadele ediyor, yoksa yetkilerini ve aidat gelirlerini korumak için mi?
İşçi, memnun olmadığı sendikaya dayanışma aidatı ödemek zorunda kalmak istemiyor. Kendi seçtiği sendikayı ekonomik olarak desteklemek ve sendikalar arasında gerçek bir rekabet görmek istiyor.
Çünkü sendikal rekabetin temelinde işçinin özgür tercihi bulunmalıdır.
İşçinin tercihi değiştiğinde mali kaynakların da bu tercihi izlemesi, sendikaları üyelerine karşı daha duyarlı olmaya zorlayabilir.
İşçinin beklentisi ne lüks otel ne makam aracı ne de gösterişli sendika binalarıdır.
İşçi düşük aidat, özgür sendika tercihi ve hakkını gerçekten savunan sendikacılık istiyor.
Çünkü sendika işçinin sırtından geçinen bir yapı değil, işçinin sırtını dayayabileceği bir güç olmalıdır.
SENDİKA VARSA İŞÇİ İÇİN VARDIR, SENDİKACI İÇİN DEĞİL!
kamuiscileri.org sitesinden daha fazla şey keşfedin
Subscribe to get the latest posts sent to your email.